Merhabalar! Okurken keyif alacağınızı umarak dergimiz geçmiş sayılarında yayınlanan bir söyleşiye yer vermek istiyoruz. Konuğumuz değerli hocamız, başarılı bilim adamı, Sn. Prof. Dr. Levent Toppare.
İlk olarak, kimya alanına girme kararınızı, nasıl verdiğinizi sormak istiyoruz....
Kararımı, lise ikinci, sınıfta iken vermiştim. Kimya dersini, hocamı, çok seviyordum. Kimyaya diğer bilimlerden daha sıcak baktım. O sene okulları, araştırdım, tercihim ODTÜ oldu. Daha yakından tanımak için ODTÜ’ye geldim. Yer yurt bilmiyoruz tabii, ben kimya bölümünün yerini sordukça insanlar bana "Hangi kimya?" diye sordular... Meğer iki kimya varmış; kimya mühendisliğiymiş diğeri de... İki bölüme de gittim ve bilgi aldım, kimya bana daha cazip geldi ve kararım o zaman netleşti, ben kimya okumalıydım! Kararını önceden ve mantıklı düşünerek verirsen başarırsın.
Okulumuzda bilimin gelişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Altyapımız ve yetişmiş insan gücümüz gerçekten iyi ancak motivasyon eksiğimiz var... Liyakat yok sistemde. Çalışanın çalışmayandan ayırt edildiği bir ortam olmalı, demokrasi budur bana göre; insanları çalışmasıyla ayırt etmek, hatta kayırmaktır demokrasi. Herkese aynı maaşı vererek çalışanı ayıramazsınız, eşitlik burada bozulur işte! Yurtdışında geliştirilmiş bir sistem var maaşlar üzerine; çalışmaya teşvik ve motivasyon amaçlı, çalışmayla, araştırmalar ve yayınlarla orantılı olarak kazanç elde ediliyor. Bu bizde de olmalı.
Kimya araştırmaları sanayide ne kadar yer tutuyor diye merak ediyoruz hocam...
Bence yanlış bu yaklaşım... Bilim ne zaman işe yarayacak diyerek yapılmamalı, uygulamanın nereye varacağı baştan bilinmemeli bilimde. Endüstri ve devlet bilime destek olmalı, ancak bilimin amacı onlara hizmet etmek olmamalı. Bugünkü araştırmaların sonu. belki 50 sene sonra işe yarar, belki de hiç yaramaz... Elektronspini kimin umurundaydı, eskiden? Ancak soru sorulmasaydı, elektron spini üzerine çalışmalar yapılmasaydı, gün ESR teknolojisi nasıl kullanılabilirdi? Bu nedenle, bilime sürekli yatırım yapılmalı… Endüstri, parayı sokağa atar gibi belki bilime harcama yapmalı, gelişmiş devletlere (özellikle Amerika'da) olduğu gibi.
Ülke gençlerinin temel bilimlere yaklaşımı sizce nasıl?
ÖSS gereği bir terslik var, arz-talep yanlış işliyor. Yanlışlar çok ve düzeltecek kurum yok... Gençlik mühendisliklere yönlendiriliyor. Halbuki sayı ve kalite açısından yeteri kadar mühendisimiz var, biz bilim üretemiyoruz. Zeki, kafası çalışan insanın temel bilimlere yönelmesi gerekir... Mühendis üretmez, ürünü organize eder. Bizim üreten beyine ihtiyacımız var. Türkiye'deki problem, özendirilmemek!
Yıllar önce TÜBiTAK'ta kimya dalındaki bilim olimpiyatlarının başlaması için çalıştık, bu sorunu yenmek için... Amaç kimya okuma amacını güdenleri yetiştirmekti, yavaş yavaş da oldu...
Biz sizin öğrencileriniz olarak bu konuda biraz fikir sahibiyiz zaten ama okurlarımız için de son olarak, genç bilimcilere tavsiyelerinizi alabilir miyiz?
En iyi olmak önemli olandır. Temel bilimde geçinme korkusu yaşamak yanlıştır. Bir; neyi sevdiğinizde karar vermelisiniz, net değilse araştırın ve şartlardan bağımsız düşünün, ikincisi; kendinize güvenmeniz ve en iyilerden biri olabileceğinize inanmanız gerekiyor... Üç; inanmak yetmez, çalışmalısınız! Engelleri de çalışarak aşabilirsiniz, yasalar, bürokrasiler bile zaman zaman engel teşkil edebilir ve siz bunları da çalışarak aşarsınız, ben yaptım.
Yoğunluğunuzun arasında bu keyifli sohbete yer verdiğiniz, değerli zamanınızdan çalmamıza izin verdiğiniz için çok teşekkürler hocam, desteğinizi bizden hiç esirgemediğiniz için de... Başarılarınızın devamını diliyoruz...
Özgeçmiş:
1954,İstanbul doğumlu
1975-ODTÜ Kimya Bölümü Lisansı
1977-Nükleer Kimya dalında Yüksek Lisans derecesi
1979-80 The British Council bursu ile Londra Üniversitesi Queen Mary College' da kimya araştırmaları
1982-ODTÜ, Polimer Kimya dalında doktor derecesi
1984-ODTÜ,Doçentlik
1988-89 Fulbright Komisyonu bursu ile University of South Florida' da çalışmalar
1989-90 Alexander Von Humboldt Vakfı bursu ile Hannover Üniversitesi' nde araştırmalar
1990-ODTÜ, Profesörlük
1991-TÜBİTAK teşvik ödülü
1994-Türkiye Bilimler Akademisi asosiye üyeliği 1997- Türkiye Bilimler Akademisi asli üyeliği 2002-Mustafa Parlar Ödülü
2003-Türkiye Kimya Derneği şeref üyeliği
2003-TÜBİTAK Bilim Ödülü
2003 yılı itibariyle Science Citation lndex tarafından taranan hakemli dergilerde basılı veya basıma kabul edilmiş 153 yayını vardır ve bu yayınlara 1317 atıf yapılmıştır.
Balam BALIK
3 yorum:
merhabalar biz iki fen öğrencisi şule ve gökşen levent topparenin çalışmalarıyla yakından ilgileniyoruz bu yüzden araştırma konumuzu hocamızın buluşlarından seçtik ve son yapmış oldugu çalışma hayalet uçak projesi bizi çok etkiledi bu konu hakkında hocamızdan bilgi ve görüş almak istiyoruz bize yardım ederseniz seviniriz bu arada selehattin akbilek lisesinden projesi en iyi olan grup biz olmalıyız bunun için size ihtiyacımız var ve levent toppareyle sonunda iletişime geçicegimize eminiz bu ilk yoldu yinede saolun sevgilerle şimdiden 1. biziz eminim bi 5 yıl sonra bizmle iletişime gecmek için bu yolları deneyenler olcagındanda eminiz neyse görüşürüz levent hocam inşallah bu arada ikimizinde kimyası bu zamana kadar 5 ti neyse çok uzattık hoşçakalın
bu arada gene biz şule ve gokşen irtibat adresini unuttuk Seksendort_sule@hotmail.com gökşeninkide olur__olur@hotmail.com
YA ÇAKIL TAŞI YÂDA KİLOMETRE TAŞI OLACAĞIZ
'' Ülkemin Güzide Bilim Adamı Sayın Prof. Dr. Levent Toppare ve Ekibine gönülden sevgilerimi sunarım.
- Sezer Çalışkanoğ - ''
Yıllarca, akan giden hayatımızda kendimizdeki durağanlığa karşı koyamadık. Ne yapacağımızı bile bazen bilemedik. Programsız hayatımızda kendimize belkide en az vakti ayırdık.
İşte bizim ülkemizin yüzdelik kısmının hiçte yabana atılamayacak kısmı bu durumda. Fakat bardağın dolu yanına baktığımda bu tarzın dışında da insanlarımız var. Bugünlerde çok sevinçliyim! Neden mi? Sebebini söyleyeceğim…
Ülkemde bilim adamları artık üretime başlamış bulunuyor. Bu beni çok mutlu ediyor. Düşünsenize Türkiye artık bazı maddeleri kendi üretebilecek.
Bu nedenle ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Levent Toppare ve ekibine kendi adıma çok teşekkür ediyorum.
Artık ülkemiz yavaş yavaş kendine gelmeye başladı. Ben çok ümitliyim ülkem adına, biliyorum ki ileride çok daha yeni icatlara imza atacak bu vatanın evlatları.
İşte tam bu noktada şu durumu konuşuyorum uyumadan önce kendimle.
Ey Türk Genci!
Ya yol kıyılarındaki çakıl taşı gibi olacaksın yâda eğitimde ve bilimde kilometre taşı olacaksın!
İşte iki yol! Ya güçlü olacağız ya da güçsüz! Sen seç Türk Genci!
O sebepten ötürü bizlerin mutlak ve mutlak bu ülkeye olan görevimizi yerine getirip ülkemizin kalkınmasına ışık tutması lazım. Zaten bu tarz söylevleri söyleyen bir ben değilim ama en azından
‘Bizim ülkemizden, bizim insanımızdan bir şey olmaz demeyin ‘
Bakın! Ülkemizde kahve köşelerinde yâda magazin peşinde koşmayan insanlar kendilerini bilime adamış bu ülkeye adamış yarınlara adamış insanlarda var.Bu insanlardan sadece biriydi – değerli bilim adamımız.Bulduğu bu maddenin özelliği ;
Radar dalgalarını emme özelliğine sahip plastik bir kaplama malzemesi olması ayrıca bu maddeyle kaplanmış 100 metrekarelik bir gemi radarlarda 10 santimetrekare, bir F-16 uçağı ise serçe büyüklüğünde görünecek. Maddenin yanmazlık özelliği de bulunduğu için araba ve uçakların iç döşemelerinde de kullanılabilecek.
Ne güzel değil mi? Katkısı olan herkese kendi adıma düşen teşekkür payını biliyorum.
Teşekkürler! Ülkemin Güzide Bilim Adamı Sayın Prof. Dr. Levent Toppare ve Ekibi.
Şimdi geleceğe daha umutlu bakacağım!
Geliyoruz gümbür gümbür eğitimle ve bilimle…
Sezer Çalışkanoğ
www.sezercaliskanog.com
04.02 /02.12.2007
Hendek
Yorum Gönder